5.9.12

Avcı mı, toplayıcı mı?


Amacının gezmek olduğu bu nacizane ortamda biraz alışılmışın dışında bir şey paylaşmak istedim. Gezmekle aslında "sabit duramamak" ve sabit duramadığı için de "düzenli hayat kuramamak" sendromundan müzdarip olanların biraz kendilerini bulabilecekleri bir yazı.

Bir arkadaşım erkekleri ve onların yaşadığı ilişkileri avcı-toplayıcı toplumlara benzetir. Toplumlar gibi erkeklerin de ilişki anlayışları ve buna göre şekillenen davranışları vardır. 

Avcılıkla geçinen toplumlarda hayat hızlı, belirsiz ve zordur. Her gün ne yiyeceğiniz o günkü koşullara, hayvanın ruh haline ve size bağlıdır. Tavşanla idare etmek zorunda kalacağınız gibi bir geyiği de avınız yapabilirsiniz.  Bir nevi ne çıkarsa bahtına ya da neye niyet neye kısmet hesabı... Bunlara ek olarak da her kuşun eti yenmez. Zorluklarının yanı sıra, avcı toplumlar heyecan vericidir. Kanınız kaynar. Her an her dakika ayrı bir heyecan... Avınız için mücadele ettikçe onun vereceği tat da artar. Burası her zaman tam bu sonucu doğurmasa da "uğruna savaşmış" olmak birtakım dengeleri değiştirir. İçinde sürekli bir sonraki adımın ne olacağı konusunda bir kaygı taşısa da bu ona tatlı bir heyecan verir. Tabi bunlar biraz da gücüne güvenen avcının işidir. Gerçi avcı toplumu gençken böyle olsa da yaş ilerledikçe heyecan yerini kaygıya ve daha emin adımlarla avını bileceği günlerin özlemi alır. 

Diğer taraftan toplayıcı toplum sabittir, daha monotondur. Genelde de ot yetiştirir. Ektiğinin ne olduğunu bildiğin sürece alacağın ürünü de bilirsin. Hayat yavaş, belirli ve rahattır. Sabah kafada soru işaretleriyle uyanmazsın, bilirsin çünkü tarlan hemen yanı başındadır. Ara ara tabi ki olumsuz hava koşulları olsun, toprağın kendinden kaynaklanan sorunları olsun ürünlerde azalma olabilir ama ne olursa olsun üç aşağı beş yukarı tahmin edersin. Sıkıcıdır tabi biraz. Hele de CV'sinde ufak çapta avcı geçmişi olanlar için sıkıntı büyüktür. Ancak  toplayıcılıkta daha da büyük sıkıntı olan özel mülkiyettir. Başkasının tarlasına girmeye çalışınca ya da başkasının ürünlerine göz koyduğunda problem olur.  Can yanar, canlar yanar... Sen de tabi istesen de istemesen de elindekilerle yetinmeyi ya da mutlu olmayı öğrenirsin. Ya yasak elmadan bir ısırık alırsın, ya da elmanın hayaliyle kendini avutursun... 

Tabi sadece avcı ya da sadece toplayıcı olmaktan da memnun olanlar elbet olabilir. Ya da bulunduğu durumu korumayı herhangi bir belirsizliğe tercih edenler ama eninde sonunda herkes ya ona ya buna ya da kısa dönem her ikisine birden mensup olurlar!

Yiğit Ulucay'a sevgilerle...